BU GÜN İDİL BİRET’E, YARIN BİZ’LERE
Dün şairleri, ozanları yaktılar diri diri!…
Bu gün İdil’i linç etmek istediler…
YA YARIN???
Piyanistler !..
Orkestralarımızın üyeleri !..
Operalarımızın san’atçıları !..
Konservatuarlarımızın mensupları!..
VE DE…
Heykelleri sökülen heykeltıraşlarımız!..
Resimleri giydirilen ressamlarımız !..
Eserleri tükürülmeğe lâyık görülen san’atçılarımız !...
Hiç birinizden ne bir ses, ne de bir nefes!...
Basit bir gösteri yürüyüşü için bir araya gelemez misiniz?
Gelemiyorsanız, iki kelimelik bir bildiri de yayımlayamaz mısınız?
Radyo ya da televizyonlarda konuşmak istemez misiniz? İsteyemez misiniz?...
VE DE
Yarına güvenle bakabiliyor musunuz?
Sorun burada!..
Bir grrup, Kutsal Emanetler’in yakınında şarap içilmesine tahammül edilemez fikriyle
harekete geçmişler…Geçirilmişler... Kışkırtılmışlar ...Öyle görünüyor…Ama, onlar da kışkırtılmayı kabullenmişler.
Allahın verdiği en büyük lûtuf olan akıllarını kullanmadan…Bilgilenmeyi akıl edemeden...
Sarayın avlusunda açıkta, milyonlarca pabucun ezdiği , yüzlerce kedi, köpeğin dolaştığı yerde namaz kılmışlar…Namazın kutsal ve gizli olduğunu unutarak… unutturularak!.
Kutsal Emanetler’in bulunduğu mevkiin yakınlarında, padişahların bol bol şarap içtiklerini bilmeden ve düşünmeden…
Osmanlı kültürünü temsil eden Divan edebiyatında BÂDE’nin, şarabın,
Divan Müziğiyle bol bol terennüm edildiğini bilmeden…
Büyük İslâm fiozof ve şairi Ömer Hayyam’ın şarap tutkusunu,
Divan edebiyatının en âsil ve Osmanlı İmpartorluğunun büyüklüğünü hissettiren en duygulu eserlerini besteleyenin “sarhoş Selim” diye bilinen Sultan II’nci Selim olduğunu
Öğrenmeden(*),
sormadan,
okumadan ,
Sabit fikirli kışkırtmalardan yola çıkarak…
Allah’ın , deha lûtfettiği ,
Ülkemizi yıllardır dünya sahnelerinde başarıyla temsil eden
bir san’atçıyı İdil Biret’i
linç etmeyi düşünecek ,hattâ belki de linç edecek hâle gelmişler, getirilmişler…
Allah’a karşı gelmişler… farkında bile değiller..
Nasıl bu hâle gelmişler ?
Medyadan, şarap için, “bir ülke böyle yıkılır” gibilerden bir ses yükselmiş…
Büyük tehlike… demek, şarap içersek ülke yıkılacak!...
Gözü kör, dünyasına bakmasını beceremeyen bir cahil kafa,
Şarap, bira, viski, sake içenlerin – hem de yüzyıllardan beri – ülkelerinin en ileri seviyede ülkeler olduklarını düşünememiş… Topunu, tüfeğini, uçağını, gemisini kendi yapan , her tür endüstriye sahip, atom bombası da üreten ülkeler…
Bize borç veren ülkeler!...
Görememiş…Görmemesi gerekmiş…Kışkırtılmış…O da, gerekli gördüklerini kışkırtmış…Yanlışlar, hatâlar silsilesi birbirini izlemiş ve kana susamış hâle gelinmiş!...
Bir başka gerçek … Şarabı ilk üreten Orta Asya’da Ön-Atalar…Dedelerimizin, zaman içinde kaybolmuş olan dedeleri…
Doğu Anadolu’nun kültür ve tarihini ortaya çıkaran prof.A.Erzin’in ekibinde çalışan Prof. Erich Feigl ölümünden önce bana bunu telefonda söylemişti…
Şarap kültürüne sahip Ön-Atalar, kuraklıktan kaçarak Fransa’nın güneyindeki Auvergne’e(overnyi) bu, bağ için bereketli toprak olan volkanik araziye yerleşmişler ve Avrupa’da ilk şarabı orada üretmişler…
Bu gün dünyanın en iyi şaraplarını üreten ülke Fransa…Ve onun atom denizaltısı var…
Demek ki, sorun şarap değil :
Allahın verdiği akl’a ve bilgilenme kabiliyetine sırtını dönmemek ve
ilkelliğe, cehalete demir atmamak…
Dindar kişiye yakışan bu : Düşünmek, sorgulamak, öğrenmek…
Halûk Tarcan, Piyanist
Halûk Tarcan Bilimsel araştırıcı (araştırıcı yazar, DEĞİL)CNRS, Sorbon 6’ncı seksiyon- Paris)
07/ 07/2009, Mecidiyeköy
Kaynaklar: Evrensel Uygarlıkların Kökendeki Ön-Türk Uygarlığı, 3cilt – Halûk Tarcan
İsteme : tarcanhaluk@gmail.com. Yalnız tarafımdan temin edilir www.haluktarcan.com
(*)Almanya’dan arkadaşım Oylar Saguner bu konuda benim yanlışımı düzeltmiş kanedisine teşekkür ederim. Doğru metin aşağıdadır :
(….Bestekâr olan II. Selim değil 1764 de doğup "mürtecî" bir yeniçeri isyânı
sonucu tahttan indirilen ve IV.Mustafa'nın emri ile 28 Temmuz 1808 günü
Topkapı Sarayı'nda boğdurulan III.Selim'dir. Eserleri bugün de zevkle
dinlenen gerçekten büyük bir Enderun bestecisidir. Aksak usulde bestelediği
"Sûz-ı dilâra Saz Semâisi" ni ve "Bir gonca-i nevres fidân" adlı aksak
usuldeki Hüzzam Köçekçe'sini çok severim….)
Sevgilerimle
Oylar
|