T Ü R B A N
· Diyanet İşleri Başkanı sayın Profesör Dr.Ali Bardakoğlu’nun 14 Eylûl 2006’da Referans gazetesinde çıkan röportajında BAŞÖRTÜSÜ HİÇ MÜSLÜMANLIĞIN ŞARTI OLMAMIŞTIRdemiştir.
· Hazreti Muhammet’in, 50 derece çöl sıcağında, kadınları sıkmabaşa mecbur edeceği düşünülemez.Bu sıcakta erkekler entari giyerler içinde don bile yoktur.
· Türban , Fransızcadır ve sarık demektir. Sarık, tülbent’’in en iyi cinsi olan mermer şâhî’den yapılırdı ; Dokusunun İnceliği, sarık sarmayı kolaylaştırırdı.. TÜLBENT’i Fransız kulağı, TÜLBAN diye algılamıştır. Bu da, zamanla türban haline dönüşmüştür
Başı örtmenin kökenini Budunbilim (Etnoloji), taş dönemine kadar indirir. Şöyle ki, bu dönemde kişiler, ölümden sonra saç ve tırnakların uzamaya devam ettiğini görerek, onlarda gizli bir kudretin varlığına inanmışlar ve korkmuşlardır. Bu nedenle çatışmalarda, esir aldıkları kralların kafa derilerini yüzer ve saçları yok ederlerdi. 35bin adadan oluşan Endonezya’da çalışan, Fransa, Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden, bilimsel araştırmacı arkadaşım Gerard Nougarol şu olayı nakletmiştir : bu adalardan birinde çatışmalarda galip gelen aşiret, öteki aşiretin reisinin kafa derisini yüzdükten sonra, saçlarını pirince doğrayarak onu yemekte ve bu şekilde o reisin kudretinin kendilerine geçtiğini kabullenmektedirler ; Endonezya yönetimi bu âdeti yasak etmiştir.
Saçlarda ve tırnaklardaki kudretle, Tanrının karşısına çıkılamayacağına göre, saçlar örtülüreller de yen içine saklanarak tırnaklar gizlenir ; el pençe divan durmanın kökenini burada aramak gerekir…
Bu alışkanlık, gelenek halinde tüm dinlere geçmiştir :
· Budistler , saçları kökünden kazıyarak sorunu çözmüşlerdir.
· Kadınlar kiliseye başları ve kolları örtülü girerler
· Musevîlerde, dinsel kişiler daima siyah mölon şapka taşırlar, Tanrının verdiği kudreti ifade eden saçları kesmezler ve uzatırlar. Hristiyanlar’da da bu âdet vardır : Roma’da, temmuz sıcağında siyah kalın çorap taşıdığını sandığım bir kadının, aslında doğduğundan beri bacak kıllarını kesmemiş olduğunu görmüşümdür.
· İslâm’da, Hac ziyareti sonunda ya traş olunur ya da saçlardan, sembolik olarak, bir tutam kesilir.
· Eğer Erkekler kadınları görünce arzulanıyorlarsa , kadınlar da Erkekleri görünce arzulanırlar.Bu, Allah tarafından nesillerin devamı için kadın ve erkeğe verilmiş olan bir içgüdüdür.Bu durumda erkeklerin de başlarını örtmeleri ve çarşaf altına girmeleri gerekir.
· Türban takmak, takmamış olanları Müslüman olmamakla itham etmek demektir ki, hiçbir kul ötekileri muhakeme etmek ve onlar hakkında karar vermek hakkına sahip değildir ; Kulları muhakeme etmek ve hüküm vermek Allahın işidir.
· Din, gönülde ve kafadadır şekilde değildir.
Halûk Tarcan(Bilimsel araştırmacı(CNRS/Sorbon 6’ncı seksiyon)dan
(Evrensel Uygarlıkların Köken Kültürü ÖNTÜRK-UYGURLUĞU cilt 1A – Halûk Tarcan)
Kadın kıyafetinde devrim (Alıntıdır)
Yolculuğum sırasında köylerde değil, bilhassa kasaba ve şehirlerde kadın arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok yoğun ve itina ile kapatmakta olduklarını gördüm. Özellikle bu sıcak mevsimde bu tarz, kendileri için kesinlikle eziyet ve sıkıntıyı gerektirdiğini tahmin ediyorum. Erkek arkadaşlar, bu biraz bizim bencilliğimizin eseridir. Çok namuslu ve dikkatli olduğumuzun gereğidir. Fakat saygıdeğer arkadaşlar, kadınlarımız da bizim gibi kavrayışlı ve anlayışlı insanlardır. Onlara ahlâka ait kutsal kavramları telkin etmek, millî ahlâkımızı anlatmak ve onların beynini bilgi ile, temizlikle donatmak esası üzerinde bulunduktan sonra fazla bencilliğe gerek kalmaz. Onlar yüzlerini dünyaya göstersinler ve gözleriyle dünyayı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur. 1925(Atatürk'ün s.D.U, s. 211)*
*Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez veya bir peştemal veya buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu davranışın mâna ve anlamı nedir? Efendiler, uygar bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu vahşî duruma girer mi? Bu durum, milleti çok gülünç gösteren bir manzaradır. Derhal düzeltilmesi gerekir.
1925 (Atatürk'ün S.D.II, s. 217)*
Copyright © 2008 Halûk TARCAN - RR01601624091 Mecidiyeköy. 6 26.11.08