HALÛK TARCAN
Sevgili Halûk bey,
Yeni çıkan Kilim ve Halıların Konuşan Damgaları kitabınız beni büyüledi. Bu kitapta gördüğüm halı ve kilim işlemeleri, hem benim hem de dostlarımın evlerimizde, çevremizde bulunan, anlamlarını anlamadan, nedenini bilmeden ama küçük yaşlarımızdan bu yana zevkle seyrettiğimiz, seyrettikçe hayran olduğumuz desenlerin kendilerine özgü bir dilleri olduğunu keşfetmemizi sağladı. Bu eserdeki bilgiler geçmiş kültürümüzle aramızda bulunan bağı anlama yolunda biraz daha ileri gitmemize yardımcı oldu. Müthiş görsel bir şölen!
Sizin yıllar içinde biriktirdiğiniz olağanüstü bilgileri bizlere taşıdığınızı ve bunu da çok büyük bir özveriyle yaptığınızı biliyorum. Türk kültürüne olan bu katkılarınız, size olan saygımızı kat kat arttırıyor.
İnanıyorum ki bundan sonra da benzer eserlerle bizleri köklerimiz konusunda bilinçlendirmeye devam edeceksiniz.
Sevgilerimle,
Lâle Gürman
....................................................
Dostlar,
Sayın Halûk Tarcan'ın Kilim ve Halıların Konuşan Damgaları adlı kitabı çok ilginç bilgilerle dolu. Buradaki halı ve kilim işlemeleri, evlerimizde, çevremizde bulunan, anlamlarını anlamadan, nedenini bilmeden ama küçük yaşlarımızdan bu yana keyifle seyrettiğimiz, seyrettikçe hayran olduğumuz desenlerin kendilerine özgü bir dilleri olduğunu keşfetmemi sağladı.
Bu eserdeki bilgiler geçmiş kültürümüzle aramızdaki bağı anlama yolunda biraz daha ileri gitmeme yardımcı oldu. Müthiş görsel bir şölen!
Sayın Tarcan'ın yıllar içinde biriktirdiği olağanüstü bilgileri bizlere taşıdığını ve bunu da çok büyük bir özveriyle yaptığını biliyorum. Türk kültürüne olan bu katkıları, kendisine duyduğumuz saygıyı kat kat arttırıyor.
Daha fazla bilgi için: www.haluktarcan.com
Dostlukla
Lale Gürman
....................................................
KİLİM VE HALILARIN KONUŞAN DAMGALARI
Taş dönemindeki Batılı kişi, doğayı aynen taklit etmiştir. Yaptığı bir hayvan resmi, tam anlamıyla bir fotoğraf makinesiyle tespit edilmiş gibidir…Hayvanın parlayan bakışları, çenesindeki, kuyruğunun ucundaki kıllara kadar her tür ayırım gösterilmiştir. Diyebiliriz ki, Batılı kişi resim sanatına SOMUT resimle ayak basmıştır.
Orta Asya’ya, Orta Asya kişisinin yaptığı hayvan resimlerine, bunların arasında, kaya üstlerine çizdikleri milyon sayısınca Ök-eçi,dağ keçisi resimlerine bakalım…Keçi, tek ve dış bir çizgiyle resmedilmiştir. : gövde, bacaklar kuyruk ve boynuzlar o kadar…Ne göz, ne kulak…Hacim yoktur. Bu haliyle gördüğümüz, resim değil, sadece bir fikri ifade etmek için çizilmiş SOYUT bir şekildir.... Milyon yıllardan başlayarak, QARA-TAU kültürü çerçevesinde Orta Asya kişisi(henüz Türk değil) 80binlerde İnsan üstü bir kudretin varlığına inanmıştır… Birkaç kere onbin yıl sonra, Ön-Türk kişisi bu meta fizik diyeceğimiz kavramın, can’lar ruh’lar âleminin taşa, resmini yapacaktır. Bunun için de keçi, at,yılan gibi yaratıkların soyut şekillerini kullanacaklar, bu becerilerden, bu çabalardan Damga kavramı doğacaktır.Her şekil, örneğin, soyut At şekli, AT damgası, “can’ın Tanrıya erişmek için” ten’i terk ettiğini ifade edecektir.Ya da, yedi binlerdeki uçurumların kenarlarında uçarcasına atlayan, zıplayan, adetâ göğe Tanrıya erişen ,Ök-eçi’den GÖK’ü, Tanrıyı ifadeden ÖK damgası doğacaktır.
Damgaların gelişmesiyle YAZI’yı icad etmiş olan Ön-Atalarımız, halıları ,kilimleri, giyecekleri, yastıkları, hayvanların selelerini, yular takımlarını, kısacası elle işledikleri her eşyayı bu damgalarla bezemişlerdir.
Bugün, üzerlerinde hiçbir şeyin farkında olmadan yürüdüğümüz halılar ve kilimler işte bu
tarih öncesinden başlayarak çekilen çileleri günümüzde yaşatan belgelerdir.
Her biri, kolayca görülemeyecek, algılamak için uzun uzun bakmak gereken ve ancak ondan sonra keşfedilebilecek birer soyut tablodurlar…. Belki de, birer kimlik kartıdırlar; Bunu, yıllar sonra, halı ve kilimlerin tümünün ortaya çıkmasıyla yapılabilecek analizler sayesinde öğrenebileceğiz.
KİLİM VE HALI KİTABIMDA İZLEDİĞİM ÇİZGİ ŞUDUR :
-
Temeli oluşturan Damga,
-
İlgili damganın Asya ve Anadolu’da ya da Avrupa’da görüldüğü yer,
-
Bu damga’nın ortamdaki yeri, örneğin halk oyunları ya da değişik eşyada ortaya çıkışı,
-
Halı ve kilimlerdeki esas şekli ya da
-
Çeşitlemeleri,
Örnek olarak verdiğim OĞ damgasını
-
Üst Asya’da, Sibirya’da Sülyek köyünde
-
Anadolu’da Kızların mağarasında
-
Zeybeklerin kol tutuşunda
-
Çeşitlemeleriyle kilim ve halılarda
-
ve son olarak
-
Halk oyunlarımızda, Karşılama’da görmekteyiz.
Üzerine basıp geçtiğimiz kilim ve halılarımızın, binlerce yılı, bozulmadan, kimliğini kaybetmeden aşmış, bu MUHTEREM vasfıyla tevazu sahibi birer tarihsel belge değerini taşıdıklarını görmekteyiz… Bu tür belgelere sahip başka bir kavim var mıdır?
OĞ
..

Kolların gökyüzüne doğru açılmış, Tanrıya yakarma hâlini ifâde eden şekli OĞ damgasını oluşturur.
Bu damgayı Üst Asya’da, Ulu-kem vadisinde, Sülyek köyünde bir kaya resmi olarak görürüz.

Ayni yakarmam hâlinin renklisi, Doğu Anadolu Yüksek Yaylâsında, Van’da Başet dağındaki KIZLARIN MAĞARASINDA buluruz ; Bu tür kaya ve mağara resimleri 13’ncü bin’den 8’nci bine kadar yayılırlar (Prof.A.Erzen, Eastern Anatolia and Urartians- Doğu Anadolu ve Urartular .TTK.1984 Ankara)

Kolların ayni yakarma tutuşunu, Batı Anadolu Geleneksel Halk Oyunlarından ZEYBEK’te de görmekteyiz : Kollar yakarma halinde, Zeybek’ler Tanrı katına erişmek için sıçrama hâlindedirler.
Antalya Döşeme altı halısının göbeğinde,

Dört OĞ damgası bir eşkenar dörtgen etrafında haçvaari yerleştirilmiş bulunmaktadırlar. 4 OĞ damgası, benzetme yoluyla , Halk arasında bu şekle Örümcek ayağı denmektedir.
Birleşik bir OĞ damgası :
Renkli kolların içinde
Kilim kenar motifi.
Bu motif, iki OĞ damgasının ters / yüz konuşlandırmasından oluşmuştur.


Ayni motifte
-
Kolların kıvrık ucu UB damgasını (4 adet)
-
eşkenar dörtgen, Göbek , OŞ damgasını
-
Karşılıklı gelen ve yatık (W) oluşturan kollar
-
UW damgasını meydana getirirler.

Geleneksel Halk oyunlarımızdan KARŞILAMA Kadın ve erkek karşı karşıya gelmişlerdir. Avuçlar birbirlerine çarpmak üzere kollar Yakarma pozisyonuyla OĞ damgalarını oluşturmuşlardır.

Kanatlı, kuş gagalı
Cin’ler Yakarma halindedirler, oyuñ (oyung, ibaadet demektir) oynamaktalar. kollarla OĞdamgası resmedilmiştir. Karatepe’de Hitit kabartmaları
(- 8’nci yüzyıl)
Ön-Atalarımız, Orta Asya’dan, önce buzul dönemi sonucu büyük su baskınlarından kaçarak
Sonraları da uzun yıllar süren kuraklıklar nedeniyle
Bu, yüzyıllar hâttâ, binler süren GÖÇ’lerde ön-Türkler , Batılının bizi ilkel göstermek için ısrar ettiği GÖÇEBE’ler halinde değil, yeni yurt aradıkları için GÖÇMEN ve ileri derecede düşünce ve yazı sahibi olarak yola çıkmışlardır. halk deyimiyle DÖRT CİHAN’a yayılmışlardır :
GİRİT… Knossos kalıntıları..Minoen san’atı.(-1400 / 1200)
(Naissance de l’Art Grec, P.Demargne –Univers des formes – P. Demargne , gallimard, 1964)
İsteme Adresi : Halûk Tarcan, Tel 0212.356.30.11(öncelikli) Tel 0534.416 19 02( nadiren)
e-mail: haluktarcan@haluktarcan.com
Copyright © 2008 Halûk TARCAN - RR01601624091 Mecidiyeköy. 6 26.11.08