ATATÜRK ve Din 2
 

AHALLE KUR’AN KURSLARI

 

ATATÜRK   DİYOR Kİ:
"Din lüzumlu bir müessesedir.   Dinsiz bir milletin devamına imkan yoktur.   Yalnız şurası var ki; din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir."

 Dinin lüzumlu bir müessese olduğunu söyledikten sonra iki ilâvesi var :

1-    “Dinsiz bir millet” ve

2-    Bu milletin devamına imkân olmaması…

Demek ki, Önce, din sahibi olması gelen topluluk , MİLLET vardır. Millet kişilerden oluştuğuna göre sormamız gerekir :Türk Kişisi kimdir… Türk kimdir.?

 

Demek ki sorun, Din’den önce Türk’ün kim olduğunu bilmektir. Bu kimliğin tarifi nedir?...Bu kavramı, her mahalleye bir Kur’an kursu fikrini benimseyenlerin, tartışanların, savunanların, isteyenlerin bildiklerini iddia edebilir miyiz?…Türk kimliğinin matematik kat’iyetle  tarifini bir kenara bırakalım , genel çizgilerle ileri sürülen düşüncelerin hiçbiri  ötekini tutmamaktadır.Hattâ, bu tarifin yapılmamış olmasından mutluluk duyanlar bile mevcuttur.

 

Öyleyse, önce Türk kimdir, bunu öğrenecek ve öğreteceğiz?.  Tüm uluslar, kendilerini önce ulusal kimlikleriyle tanıtırlar . Amerika – moda olduğu üzere örnek alınacaksa – okulda, her Amerikan  çocuğuna önce (i am american) demesi öğretilir, Amerikan olması şuuruverilir. Bir Fransız, ben Fransız’ım der, kendini Katolik’im diye tanıtmaz.

 

Bir Türk çocuğu da, ben Türküm diye kendini tanımlayacak ve tanıtacaktır. Ama, Türk kimdir çocuğa bu öğretilmekte midir? Öğretmesi gerekenlerin bu konuda net bir fikirleri var mıdır?

- Her mahallede bir kur’an kursu…Daha, çocuk kimliğini bilmeden bu kurslarda yönünü kaybetmeyecek midir?Buna, pek çok okullarda ilk öğretimle birlikte verilen İngilizce kurslarını da katarsak , çocuk, ne olduğunu şaşırmayacak mıdır? kimliğinden uzaklaşmayacak mıdır?

- Günümüzde, felsefesinden çok uzaklaşmış ve Diyanet İşleri başkanlığını ihtarlarına rağmen (Günahlar sevaplar listesi,batıl itikatlar) hâline girmiş olan İslâmiyet, doğru yolda okutulacak mıdır ?

- Doğru yol, yani İslâm’ın bir akıl ve düşünce disiplini, daha açık deyimle bir felsefe disipliniolduğu çocuğa anlatılabilecek midir?

- anlatacaklar kimlerdir ? her mahalleye bir kur’an kursu dendiğinde bu sayıda hoca bulunabilecek midir?

Örneğin İstanbul’da eğer 500 mahalle var ise, 500 yetenekli hoca bulunabilecek midir?

Bunu vatan yüzeyinde düşünürsek , onbinlerce hoca nereden bulunacaktır.?

-       Bu kursları, muhtarlar mı yoksa belediye başkanları mı kontrol

        edeceklerdir?...edebilecekler midir?.

 

Dinsiz bir milletin devamın imkân yoktur diyen Atatürk, din’e bu kadar büyük önem veren Atatürk, dinin esasının tüm Türk halkının anlayabilmesi, dini anlayarak, bilereköğrenebilmeleri için 1936’da Kur’anı Türkçe’ye tercüme ettirmişti;

 

Çocuğun, Kur’anı, bilmediği, anlamadığı ve telâffuzu çok zor olan Arapça okumakla Kur’anın, dolaysıyla içeriğinin, bilinemeyeceği ve bu içeriğin, yetersiz mahalle hocalarının elinde, bugün varılmış olunan şekliyle yani, (günahlar ve sevaplar listesi) hâlinde okutulması endişesini taşıyordu.

 

Bunun için de hemen gerekli şartı ileri sürüyordu : Din, Allah ile kul arasında bağlılıktır.

Yoksa , bu bir “yasaklar , müsaadeler” listesi değildir ; Zaten, Osmanlı onun Uhrevî yani, ruha ait olduğu tanımını yapmıştı.

 

Atatürk din, softa sınıfının din simsarlığına bırakılmamalıdır diyerek fikrini noktalaması, gene İslâm’ın,  din’in gerçek yolunda öğretilmesi ve türlü oyunlara ve çıkarlara neden olmamasına, buna meydan verilmemesine dikkati çekmektedir.

 

Ve gene Atatürk, Biz TÜRK'üz!.. Her mânâsıyla TÜRK'üz!. İşte o kadar!.. Bize İYİ MÜSLÜMAN olmak yeter!. diyordu (16.3.23-Ö.Bostancı).

 

Atatürk’ün dinî sorunları derinlemesine incelediği ve bu konunda çok sayıda kitap okumuş olduğunu, 1930’lardan itibaren, onun etrafındaki dördüncü halkada bulunan babamdan duymuştum,.ilâve etmeği faydalı bulurum.

 

Halûk Tarcan

 

 

 

Copyright © 2008 Halûk TARCAN - RR01601624091 Mecidiyeköy. 6 26.11.08