RUS TEKNİĞİ BUMUDUR?
 
RUS TEKNİĞİ BUMUDUR?
 
Richter, Horowitz, Berman     Rachmâni-nof(Tatar’dır)… Hayran olduğumuz Rus piyanistleri…
Bir zamanlar Sovyetlerden gelen genç Rus piyanistleri yarışmalarda sürekli olarak büyük ödülleri götürürlerdi…Piyano tekniğini daha doğrusu piyano mekanizmini İtalya, Fransa ve Avusturya’daki büyük hocaların verdikleri piyano kurlarına devam ederek aramış bir kişi olarak bu piyanistler herkes gibi ben de hayrandım…Fakat, bir gün Fransız televizyon kanallarından birinde Moskova konservatuarından tanınmış bir hocayla yapılan söyleşiyi izledim ve de hayâl kırıklına uğradım…Tekniğinin temeli, parmak tekniğine dayanıyordu..Ülkeye döndüğümden beri Azerbaycan’dan gelen yani, Rus piyano tekniğiyle yetişmiş olan iki ayrı hocanın, bazı öğrencileriyle yakın temasım oldu… Teknik gene ayni parmak tekniği..
Eğer Rus piyano tekniğinin temeli bu ise , Richter, Berman Horowitz’in, bu parmak tekniği, bu mekanizm ile dünyayı hayran bırakan erişilmez bilinen seviyeyi elde etmiş olmaları uzak bir olasılık gibi görünmektedir.
Ayrıca, Bu kişilerin fiziksel yapılarının da yüksek seviyeyi kolayca elde etmiş olmalarında etkisi olduğu düşünülebilir. Örneğin, Richter’in 4 parmağı hemen hemen ayni uzunluktadır… Berman’ın , Horopwitz’in elleri 11’li aralığı, bir oktav rahatlığıyla kavrayacak büyüklüktedir.
O zaman şunu düşünebiliriz… Demek ki, bu kişiler aslında doğuştan tüm kolaylıklara sahiptirler. Fakat geriye kalan çok sayıdaki Rus piyano virtüoz’larının  varlığını nasıl açıklayabiliriz?
Bunu da, Rusların işgal ettikleri , Rumanya’dan Çine kadar uzanan uçsuz, bucaksız topraklardaki halkın sayısı – sanırım 200 milyondan fazladır- ve bu halkın evlenme yoluyla oluşturduğu çaprazlama sonucu doğan çok nitelikli kısacası, dâhi çocuklarla açıklanabilir.…
Bunların yarattığı hayranlık sonucudur ki, RUS tekniğinin bambaşka ve üstün bir teknik olduğu kabul edilmiştir.
 
Ankara’dan bana bir öğrenci geliyor…Benim Piyano kitabını Ankara’da bulmuş okumuş bana telefon etti…Çünkü, her iki dirseği de sakatlanmış…Kitabımda özellikle bilek ve kol sakatlıklarının neden ve nasıl’ını açıklamıştım…ne yapacağını bilemiyormuş, öyle dedi.
Genç bir delikanlı , büyük bir kolaylığı var. Kendi kendine soljej öğrenmiş , kendi kendine armoni çalışmış kompozisyon yapıyor. Bilgisinin, Akademik bir temele oturması için onu çok değerli besteci ve orkestra yöneticisi Selman Ada’ya gönderdim. Fakat, Selman Ada, hâlen Mersin Operasını yönettiğinden  ona , Ankara’da başka, değerli bir armoni ve kompozisyon hocası bulmak gerek..
 
Evet, çok nitelikli olan bu genç bir  süre bir Azerbaycanlı piyanistle çalışmış…Hoca, konser piyanisti seviyesinde…Fakat, Rus ekolünden geldiği için, bu nitelikli gencin parmaklarını kuvvetlenmesine yarayacak egzersizler tümüyle parmak egzersizleri…Sual işaret şeklinde kıvırdığı parmakları en yüksek noktaya kadar gerdikten sonra tüm kuvvetiyle tuşlara vurmasını öğretmiş ve bunu günde saatlerce tekrarlamasını tavsiye etmiş. Sonunda gencin zorlama ve bu zorlamayı, bu yanlış mekanizmi tekrarlama sonucu  dirsekleri sakatlanmış…Dirseklerine dokunduğum anda acıdan havaya zıplıyor…Rus tekniği denen teknik, tüm sertliğiyle gene karşımda…
 
Hiç şüphesiz parmakların- şartlar ne olursa olsun- çalıştırılması sonucu, bir kuvvet ve sürat elde edilebilir – binlerce hoca tarafından, yüzlerce konservatuarda- uygulanmaktadır ve de uygulanmaya devam edilmektedir. Ama , sonuç tuşları kuvvetle çekiçleyen parmaklar ve üretilen renksiz , tınısız bir takırtı..o kadar!..
Bu ruhsuz , takırtı ile bir Çaykovski gözleri kamaştıran bir  şekilde icra edilebilir.  Ama, bir Debussy, bir Mozart, bir Scarlatti için, piyanodan ancak dikiş makinesi intizamıyla, ruhsuz bir ses çıkar.Eserler, birer Czerny etüd hâline dönüşürler.
 
Parmak tekniği, klavsen tekniğinin piyanoya uygulanmasının sonucu günümüze kadar gelmiştir. Hâlâ , öğrencilere, hocaları kendilerine de öğrenciliklerinde ihtar edildiği gibi  Artiküle.. artiküle diye bağırmakta, sinirlenmektedirler.….Artiküle, yâni, pamakları en yüksek noktaya kadar gerip tuşları ÇEKİÇLEYİN !..
 
Parmak tekniği, neden, bilek ve sonra da, dirsek sakatlıklarına sebep olur?.. Çünkü, öğrenci,
·     parmaklarını sorgu işareti şeklinde germek için
·     bileğini sıkar, gerekli kuvveti bu sıkma ile elde eder…Öğrenci iken ben de ayni şekilde bileğimi sıkıyordum…Sonra da ön-kol kaslarını sıkmağa başlar ve dirsekleri sakatlanır.. Bu sakatlığı da biliyorum ; 14 yıl kadar önce bir deniz kazası geçirdiğimde ön-kol adalelerini sıkarak kürek çektiğimde başıma gelmişti.
Parmaklar,
·     kol, omuz, pazu kaslarını klaviyeye nakleden birer araçtırlar.
·     Yaklaşık 10/15 santimetre uzunluğundaki parmağın
·     klaviyeyi , tuşları harekete geçirmesi ancak,
·     bileği sıkmak yoluyla elde edilebilir.
 
Bunun yerine, kuvvet,
·     50 ile 70 vb..santimetre uzunluğundaki
·     kolun ağırlığı, ya da
·     pazu adalelerini kasmak suretiyle rahatlıkla elde edilir.
·     Bu icra şekli,
·     hiçbir sakatlığa yer vermez, ve
·     piyanodan her tür renk ,tını  elde edilebilir..
 
Bu durumda parmaklar,
·     kol ağırlığını tuşlara nakleden biri musluk gibidirler. Bir piyanist için
·     omuz, tarak kemikleri ve parmak uçları
·     bu 3 nokta arasında kasılacak, sıkılacak hiç bir uzuv yoktur. Hele
·     bilek sadece bir menteşe gibidir. Kolu sağa sola aşağı yukarı oynatacak konkav(yukardan aşağıya çizilen bir daire) ya da konveks (aşağıdan yukarıya çizilen bir daire)bir şekilde hareket edebilmeye yarar ve sürekli,
·     GEVŞEK olarak hareket eder. Ayrıca,
·     Havadaki parmaklarla, tuşların arasındaki mesafenin, her parmak için ayni zamanda kat’edilmesi gerektiğinden zaman ve enerji kaybı da ayrı bir sorundur.
 
Bu sorunla birlikte esas, temel mekanizmin prensibine gelmiş bulunmaktayız ::
·     Piyano çalma işlevi TUŞLARIN DERİNLİĞİNDE gerçekleştirilir.
·     Parmaklar tuşlarla sürekli temas halindedirler. Bu yolla piyano parmak uçarlıyla vücudun devamı hâlindedirler VE DE
·     Bilek ve dirsek sakatlıklarına engel olmak için
·     Çalmadan önce + çalma anında + çaldıktan sonra parmaklar kollar, tüm vücut, gevşek halde olmalıdır…Bu noktaya , sakatlıkların, yanlış tekniklerin her türlüsünden geçmiş bir kişi olarak vardım.
 
Bu genç yetenek , Piyano tekniği için Ankara’dan gece otobüsüne biniyor, gece otobüste uyuyor, sabah bana derse geliyor... 3 saatten fazla ders yapıyoruz.. Öğleden sonra otobüsle Ankara’ya dönüyor .Derslerde :
Tüm yanlış hareketlerini inceleyip neden ve nasılını ortaya çıkarıyorum ve çözüm şeklini açıklıyorum.. Vaktiyle,Orkestra dergisine yazdığım bir yazıda,
·     bir öğretmen, piyanoda her hareketin niçin ve nasılını açıklayabilmeli diye yazmış ve sonra genelde bu yapılmadığından çoğu gençler, piyanist diplomasını aldıklarında  “piyano nasıl çalınamaz onu öğrenmişlerdir” demiştim. Bu makalem nedeniyle konser verdiğim bir konservatuarda piyano hocaları konserime gelmemişlerdi(??)… tekniklerinden emin olsalardı konsere gelip benimle tartışırlardı..kaybeden ben olmadım!..
 
Şu anda bu genç yeteneği,
·     çok ağır bir tempoda ,
·     saniye, saniye her hareketini  kontrol ederek ,
·     her an tüm vücudunu gevşeterek
·     tüm dikkati bu çalışmaya yoğunlaştırarak yâni, “konsantre” ederek
·     piyano çalma mekanizminin refleks hâline getirebilmesi için çalıştırıyorum.
Dirseklerinin ağrısına rağmen,
·     bu ağrıları hareket geçirecek bilek el ,
·      bilek ve önkolu tümüyle serbest bırakmasını öğrenmeğe başladığından  
·     gevşeme hâlini korumaya dikkat ettiğinden
·     Gerekli gevşetme egzersizlerini, bu ağrıları artık duymayarak yapmağa başladı.
·     Piyanodan çıkan sesin niteliğinin bambaşka olduğu duymak ona, büyük cesaret ve piyano çalma zevkinin yeniden verdi  ; yarışmalara girmek istiyor… girebilecektir…iki yıl sabır!.
 
Yazımı ayni prensibi bilmem kaçıncı kere tekrarlayarak ve  piyanistlerin dikkatini çekerek bitiriyorum  : Piyano, parmak tekniğiyle çalınmaz…Rus tekniği adı altında çocukların bilekleri dirsekleri  sakatlanmaktadır... ve de yalnız biz de değil, Batıda da bu konuda ıstırap çeke çocukların gençlerin sayısı çoktur.. Zavalllılar , bu sakatlığın  doktorlarca ve tıbbî tedavilerle geçeceğini sanmaktadırlar : Klinikler , iğneler “infiltrationlar” , fizik tedavi… nafile… Sorun tekniğin kökünden değiştirilmesidir Tecrübelerimle sabittir.
 (bu yazı ORKESTRA dergisi  için hazırlanmıştır)
Mecidiyeköy  08/11/09